İİ
                                Türkiye'de kriz analizinin fotoğrafı: İnşaat sektörü Türk lirasının dolar karşısında günden güne eridiği "Ekonomik kriz var mı, yok mu?" tartışmasının yapıldığı Türkiye'de, ülke yatırımının %50'sinden fazlasını oluşturan inşaatlarda yaşanan iflaslar, kriz tartışmasına son noktayı koyuyor. Bazı inşaat firmaları işçi ve personel çıkararak krize karşı önlem almaya çalışırken,  bazı firmalar da faaliyetlerine son veriyor.Şu an için  inşaat sektöründeki çalışmalarını devam ettiren firmalar ise satmış oldukları evleri ya  teslim edemiyor,  ya da kredilerini ödemeyecek hale geliyorlar. Onlarca yıldır mesken edinmeyi teşvik eden gerek hükümet politikaları, gerek topluma adeta pompalanan konut reklamları, gerekse uygun diye nitelendirilen banka kredileri son dönemde  büyük mağduriyetlere sebep oluyor. Rantın en çok yaşandığı inşaat alanında şirket ve müteahhit seçerken halkın dikkatli olması gerektiği sıkça dile getiriliyor. Fakat,  birçok şehirde ve son zamanlarda özellikle İstanbul'da marka değeri yüksek inşaat firmaları,  rantın dönüşümü uğruna, krizden en az yara almak için adına leke getiriyor.  İnşaat firmaları ile yapılan noterli veya notersiz sözleşmeler halkın aleyhine sonuçlar doğuruyor. İstanbul'un en gözde semtlerinde büyük alışveriş merkezleri,  rezidansların yapımına imza atmış firmalar dahi projelerinde  birçok mağduriyet yaşatıyor  ve her gün mağdurlar tarafından firmalara yeni bir dava açılıyor. Bu sorun son bir yılda hızla büyüme gösteriyor ve hukukçulara her şehirden mağdurlar  başvuruyor.  Sayıları yüzleri bulan tüketiciler avukatlar aracılığıyla haklarını arıyor ve birçok hukukçunun elinde yüzlerce dava bulunuyor. Bu hukukçulardan Av. Burak Efe  son yıllarda yaşanan ve iflas etmiş veya etmek üzere olan firmaların satışlarda uyguladıkları işlemlerin "nitelikli dolandırıcılık" olduğunu dile getiriyor. Av. Burak Efe: "Özellikle son dönemde piyasada çok fazla olan inşaatların iflas  etmesiyle başlayan bir süreç var. Tüketicilere satılmış dairelerin bu inşaat firmalarının kredilerinin teminat olarak gösterilmesi  gibi hukuki uyuşmazlıklar artmış durumda. Bu tür sorunların yaşandığı firmalar büyüklü ve küçüklü olarak sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin birçok farklı şehrinde mevcut. Bu da binlerce mağdurun olduğunu bize gösteriyor. Bizim elimizde 12 firmaya açılmış yaklaşık 250 dava bulunuyor.   Normal şartlar altında gayrimenkul satış sözleşmeleri, hukuken noterde yapılmalıdır.  Noterde yapıldıktan sonra da bu sözleşme tapuya şerh edilmelidir. Bu tür daire alımı yapan kişiler bu işlemi yapmıyorlar. Daire satıldıktan sonra herhangi bir hak bir başkası adına verilemez. Çünkü bir satış işlemi gerçekleşmiştir. Zaten  ha bir daireyi birine sattıktan sonra ipotek ettirmiş ve kendi kredilerinize teminat olarak göstermişsiniz, ha bir daireyi iki kişiye satmışsınız. Bunun herhangi bir farkı yok! Buna nitelikli dolandırıcılık veya ticari sebeple güveni kötüye kullanma  diyebiliriz." ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşümün rant dönüşümüne çevrildiği ve yıllardır emeğini bir ev sahibi olma yolunda hedefleyip ismine güvendiği inşaat firmasından konut alan D. D.  mağdurlardan yalnızca bir tanesi.  D.D. 2016'da Maltepe Başıbüyük Mahallesi'nde  daha önce Ataşehir ve Fikirtepe'deki projelerinden tanıdığı inşaat firmasıyla karşılıklı sözleşme yaparak ev sahibi olma  hayalinin  inşaat firmasından evinin borcu bittikten sonra tapusunu istemesiyle yarım kaldığını dile getiriyor ve evini satın aldıktan sonraki yıllarda firma tarafından teminat gösterilerek  kredi çekildiğini öğreniyor. Maltepe Başıbüyük Mahallesi'nde  800 kişinin oturduğu  sitede  kendisi gibi yaklaşık 600 kişinin de mağdur olduğu belirten D. D. :  "Hakkımızı kimden alacağız?" diyerek endişesini  dile getiriyor: D. D.: " İnşaat firmasına güvendiğimiz için noter huzurunda sözleşme yapmadık. Satıcı ve alıcı olarak kendi aramızda sözleşme yaptık. 2016'da aldım evimi, daha sonra oturum gerçekleştirdiğimde  borcumu da ödedim. İnşaat şirketine borcunu bitirip de tapusunu alamayan yüzlerce mağdurdan bir tanesi de benim. Burada daire alma koşulu sözleşme yapmak üzerine kuruluydu. Sözleşmenin bir örneği  bende mevcut. Bizlerin daireyi aldığımıza dair 2016'ya ait faturası da elimizde bulunuyor. 2016'da kesilen faturadan sonra bizler inşaat firmasına güvendiğimiz için herhangi bir araştırma yapmadık. Ama  daha sonra öğrendik ki;  tapularımızın  üzerinde rehin var! "Bankaların  yüklü miktarda koyduğu şerhler olduğunu öğrendim" "Şuan da bizim korkularımızın sebebi, üzerilerinde şerh olan tapuların hangimize ait olduğuna dair, hepimizin  tapuları rehinli mi? diye endişeleniyoruz.  Daire bana satıldığında evimin üzerinde şerh olup olmadığını bilmediğim için yakın zamanda Maltepe Tapu Kadastro'ya gittim. Tapu kadastronun vermiş olduğu dosyada bazı bankaların  yüklü miktarda koyduğu şerhler olduğunu öğrendim. Yani  çok yakın bir zamanda  bu bankalar gelip bizim evlerimizi alabilirler. Böyle bir yetkiye sahipler. Bu belge ile de böyle bir satışa hakkı oldukları görülüyor. Bu konuyla ilgili  inşaat firmasına  ihtar gönderdim. Fakat hiç dikkate bile almadılar.  Bu konuyla ilgili  ihtiyati tedbir koyduran  komşularımız da var. "   "BANKALAR DA SUÇLU, ÇÜNKÜ BÖYLE BİR ÇALIŞMA YAPILMADI" "İnşaat  firmasına  karşı açmış olduğumuz davalar devam ediyor. Bu konuda ciddi mağduriyetlerimiz söz konusu.  Aynı zamanda bu teminatı veren bankalar bu evde herhangi biri oturup oturmadığına bakıp daha sonra bu belgeyi  inşaata vermek zorundadır. Ben 2016'da evimi aldım. Ama tapu kadastrodan aldığım belgede görüyorum ki; 2018'de bankalar tarafından şerh konulmuş!.. Hiç kimse böyle sistemle çalışamaz. Bankalar da suçlu, çünkü böyle bir çalışma yapılmadı. Maltepe Başıbüyük Mahallesi'ndeki sitemizde 800 daire bulunuyor ve bu dairelerin en az 600 konut sahibi aynı mağduriyet içerisindeler. Paralarımızı ödememize rağmen bu sorunu yaşıyoruz. Yapılan sözleşmede de konutların %70'ini ödediği andan itibaren inşaat firmasının tapuyu kat sahibine verme yükümlülüğü vardır. Mağdur olan bizler %70'lik rakamı çoktan ödedik."